«
Thetis'in Akhilleusu (ölümsüz kılmak istemesi)

Truva Savaşı Akhilleus Odysseia

Thetis’in Akhilleusu (ölümsüz kılmak istemesi)

Bu konuyla ilgili başka bir efsaneye göre, Thetis Akhilleus’u ölümsüz kılmak için ölüler diyarından geçen Styks nehrine bırakır. Thetis bebeği suya daldırırken topuklarından tutuğu için bedeninin o bölümü zayıf noktası olarak kalmıştır.

Daha sonra ise Truva Savaşı sırasında Paris’in yayından çıkan zehirli bir ok Akhilleus’un topuğuna isabet eder ve ölmesine sebep olur. Akhilleus eğitimi için yarı at-yarı insan olan Kheiron’a verilir. Yunan mitolojisinde sentor olarak da bilinen yarı at-yarı insanların en akıllısı ve bilgesi Kheiron’dur.

Akhilleus’u savaş sanatının yanında, binicilik, at sürme, güzel konuşma, koşma ve müzik gibi diğer alanlarda da yetiştirir. Onu avladığı arslan, domuz, kurt ilikleriyle besler. Bu nedenle, Akhilleus daha ufakken bile en ağır mızrakları, kılıçları bile kaldırabilir.

Akhilleus, Kheiron’un gözetimi altında çok cesur bir savaşçı olarak ünlenir fakat ölümsüz annesi onun Truva Savaşı’na gidecek olursa öleceğini bilmektedir. Bunun üzerine Thetis oğlunun bir kız kılığına girmesini ve Kral Lykomedes’in Skyros adasındaki sarayında kadınların arasında saklanmasını ayarlar.

Yunanlılar Akhilleus olmadan Truva Savaşı’nda şanslarının az olduğunu bilmektedir. Bu yüzden bir an önce Akhilleus’un bulunmasını isteyen Agamemnon, Akhilleus’u bulma görevini zekası ve kurnazlığıyla bilinen Odysseia’ya verir.

Odysseia, Akhilleus’un saklandığı sarayı öğrenir ve saraya dilenci kılığıyla girerek, çeşitli kumaş ve elbiseyi ortaya döker. O sırada gösterişli kumaşları gören kızlar elbiselerle ilgilenirken Odysseia aralarından Akhilleus’u bulmaya çalışır.

Elbiselerin arasından savaşçılara layık çok güzel bir kılıç çıkar ve Odysseia saraya bir saldırı varmış gibi bağırarak “Silah başına!” diye askerleri bağırtır ve saldırı borusunu çaldırtır. O sırada kızlar kaçışırken Akhilleus refleksle elini kılıca atar ve kimliği ortaya çıkar. Akhilleus bu olaydan sonra Truva Savaşı’na katılmak zorunda kalacaktır.

Truva Savaşı

Truva savaşları bütün şiddetiyle sürerken, yaşanan trajik olaylar tanrıların bir oyunuydu. Özellikle dikkat çekici bir olay vardır ki çoğu kişi tarafından bilinir.

Truva prensi hector’un yunanlı kahraman akilleus tarafından öldürülmesi, Akhilleus bir barbar değildi ancak damarlarında dolaşan intikam duygusu onu esir almıştı bir gece Hector ve savaşçıları tarafından yunan kampına baskın yapılır ve bütün hikaye burada başlar Akhilleus’un yakın dostu olan patroklus onun miğferini kuşanarak çatışmaya katılır ancak hector’un elinde feci şekilde can verir , bu durum Akhilleus’u delirtir ve Truva surları önünde hector’u teke tek bir düelloya davet eder ve hector hayatını kaybeder.

Truva Savaşı temsili görsel

Hector, akhilleus tarafından öldürüldüğünde, Yunanlı savaşçı vücuda saygısız davranır ve onu geri vermeyi reddeder. Homeros’a göre, zeus , Hektor’un babası ve Truva’nın hükümdarı Kral Priam’a Yunan kampına kadar eşlik etmesi için tanrı hermes’i gönderir. Priam, akhilleus’a oğlundan yoksun bir babaya acımasını ve Hector’un vücudunu geri vermesini rica eder. Akhilleus’un kendi babası peleus’un anısını hatırlatır. Eserde Priam akhilleus’a ona acıması için yalvarıyor “Dünyada daha önce hiç kimsenin yapmadığı şeye katlandım dudaklarımı oğlumu öldüren adamın ellerine koydum.” Derinden etkilenen Aşil rahatlar ve hector’un cesedini truva atlarına geri verir. Her iki taraf da geçici bir ateşkes yapmayı kabul eder ve akhilleus , Prıamos’a Hector için cenaze oyunlarıyla birlikte uygun bir cenaze töreni düzenlemesi için izin verir. Hiçbir Yunanlı’nın en az dokuz gün savaşmayacağını garanti ediyor, ancak barışın on ikinci gününde Yunanlılar bir kez daha ayağa kalkacak ve güçlü savaş devam edecek.


mehmet aslan

Bir Cevap Yaz

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

Google'da Biz